+90 312 425 17 51 +90 532 717 63 96 info@cagdassanatmerkezi.com

Dersler

Keman Kursumuz


     Derslerde titiz bir şekilde eğitim verirken öğrencilerimize kemanı ve müziği sevdirmeyi de önemsiyoruz. Biliyoruz ki severek yapılan şeyler insanı geliştirir. Bu gelişim sürecinizde size yol gösterici olmak, ilk adımınız için cesaret vermek, bilgi ve ilginiz için kaynak ve fırsat sağlamak ve nihayetinde mutlu kılmak bizi de mutlu eder. Keman derslerimiz her yaştan müziksevere açıktır. Ayrıca enstrüman taşımak istemezseniz okulumuzda bulunan kemanları da kullanabilirsiniz. 

      Derslerimiz, öğretmenle bire bir özel ders şeklinde olup, hafta da 1 gün 1 saattir.

 

KEMANIN TARİHÇESİ

      Keman, viyolonsel ve viyola gibi çalgılar yaylı çalgılar olarak adlandırılan bir aileye aittir. Bu enstrüman içerisinde, en yüksek perdeden sesleri çalan ve en küçük olanı  kemandır.  Daha da önemlisi, rockandroll, pop, punk müziklerinin yanı sıra, halk müziği de dahil olmak üzere değişik müzik türlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Aynı şekilde, aynı zamanda caz, klasik ve Barok müziğinin önemli bir parçasıdır.

      Ünlü keman yapım ustası Andrea Amati, 1555 yılında ilk kemanı yapmıştır. Bundan önce, Violetta adında, üç telli keman benzeri bir alet vardı. Çıkan güzel ve hoş bir sesi nedeniyle, Fransa Kralı IX Charles’ın emri ile 24 adet violetta üretilmiştir.

  1. yüzyıla gelindiğinde, kemanın özgün tasarımında bir dizi önemli değişiklikler yapıldı.

      Keman kendine has ve hoş sesi ile, farklı müzikal stillerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Barok döneminde yaygın olarak kullanılmıştır. Bazı popüler keman sanatçıları arasında Jean-LucPonty, John Blake ve Regina Carter ve diğer ünlü caz keman sanatçıları Mark O’Conner, Darol Ager ve Stephane Grappelly sayılabilir.

       Ayrıca, bu enstrüman, Hint klasik müziğinde çok büyük bir rol oynamaktadır.

       Keman, başlıca sekiz kısımdan oluşan bir çalgıdır. Bu kısımlar: Gövde, üst kısım, alt kısım, siyah tahta, telleri tutan köprü arkasındaki siyah abanoz kısım, eşik, salyangoz ve anahtarlardır. Yapımı zor olan kemanın boyu 60-62 santimetredir. Bunun 38 santimetresini gövde, 25 santimetresini ise sap teşkil eder. Keman yayı 75 cm uzunluğunda, reçinelenmiş at kılındandır, gövde, içi boş olup, ince tahtadan yapılır. Kemandaki teller sol, re, lâ ve mi (en kalın, kalın, ince, ve en ince) telleridir. Genellikle kırmızımsı sarı, vişneçürüğü, bazen koyu sarı, turuncu, kahverengi, kırmızı cilâ ile renklendirilir. İnce uzun şekilli olan keman ucu çeneye dayanarak, sapı sol elle tutulmak ve parmaklar tellere basmak suretiyle ve sağ elin tuttuğu yay tellere sürterek çalınır.

       Ses sahası 4,5 sekizlik olan keman için notalar sol anahtarı ile yazılır. Meşhur bestekâr Bach ile başlayan, keman için müzik parçalarının (konçertoların) bestelenmesi, zamanla yaygınlaşarak çok büyük sayılara ulaşmıştır. Keman, çok geniş ses imkânlarına sahip olduğundan dolayı orkestra içinde veya tek başına olarak yaygın bir şekilde kullanılır.

Kemanın Akort Sistemi 

      Kemanın metalden ya da hayvan bağırsağından yapılmış dört teli vardır. Akort sistemi pesten tize doğru Sol, Re, La, Mi olarak düzenlenmiştir. Batı kemanlarıyla aynı akort sistemine sahip olmasına rağmen Türk Musikisine uygun bir şekilde isimlendirilmiştir. Do, Sol, Re, La. Bazı icracılar La telini ince sol düzeninde kullanmaktadır. Bu konuda çeşitli fikirler öne sürülmüştür. Eskiden kullanılan ve Avrupa’dan getirilen kemanların beş esas, altı ahenk telinin olduğu ve aynı telin ince sol olarak akort edildiği biliniyor. Bir başka görüş ise Rebab ve ud gibi çalgıların akorduna benzetmek için böyle hareket edildiğidir. La akort Türk musiki icralarında çiğ kalmakla birlikte bazı makamlar transpoze edildiğinde icrada zorluklar oluşmaktadır.
 

Türk Musikisi’nde Keman’ın Yeri

      Keman’ın Türk ülkesine ne zaman geldiği kesin olarak bilinmiyor. İstanbul ve Trabzon gibi Lâtin ülkeleri ile sıkı ilişkiler bulunan şehirlerde çok eskiden beri Keman’ın en eski örneklerinin bulunduğu ileri sürülmüştür. Kanunî Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Makbul İbrahim Paşa’nın gençliğinde, padişahın şehzadesi olarak Manisa’da bulunduğu yıllarda Keman çaldığı biliniyor. Yine bu yüzyılda yaygınlık kazanmış bir saz olarak klâsik musikimize girememiş olmakla birlikte, halk arasında çok tutuluyor ve koltuk meyhanelerinde çalınıyordu.

      Keman’ı üst düzey sınıf arasına sokan kişinin, Sultan 1.Mahmut dönemi sanatkârlarından olan Corci olduğu ileri sürülür. Keman’dan önce musikimizin yegâne sazı Rebab idi. O yıllarda Keman’a “Violad’Amore” deniyordu ki, bu sazın benzeri yakın zamanlara kadar kullanılmış olan Sine Kemanı’dır.

      Kemani Corci’ye kadar bütün kaynaklarda, eski Türk Kemanını çalanların Türk olduğu halde, 18.yüzyıldan, daha doğrusu Corci’den sonra Türk olmayan kimseler Batı Kemanını çalmağa heves etmiş ve pek çok ünlü isim otaya çıkmıştır. Hiç şüphesiz bu sanatkârlar ” Violad’Amore” nin farklı şekli olan Sine Kemanı’nı çalıyorlardı; Yedi teli olan Sine Keman’ın sesi biraz boğukça olduğu ve Kemençe sesine benzediği için, musikîden anlayanlarca daha çok tercih ediliyordu. 19. yüzyıl başına kadar Keman çalan sanatkârlar Keman’ın her iki türünü de kullanmışlardır. Daha sonra Sine Kemanı unutulmuştur. Son icra kârları Mustafa Sunar ile Nuri Duygu er olmuştur.

      Batı Keman’ının ülkemize yerleşmesinde Romanyalı Miron’un büyük rolü olmuştur. Ülkemizde Türk Musikisi ölçüleri içinde çok güçlü icra kârlar yetişmiştir. Bir devreye damgasını vuran bu sanatkârlardan bazıları şunlardır: Kemanî Hızır Ağa, Kemanî Rıza Efendi, Kemanî Corci, Kemanî Kör Sebuh, Kemanî Aleksan Ağa, Kemanî Memduh, Bülbülî Salih Efendi, Reşat Erer, Nubar Tek yay, Sadi Işılay, Hakkı Derman, Selahattin İnal v.b. Musikî terminolojimizde Keman çalanlara ” Kemanî ” denir.

 

Ankara / Kızılay' da yer alan Keman Kursu Hakkında
Detaylı Bilgi İçin Bizimle İletişime Geçiniz.