+90 312 425 17 51 +90 532 717 63 96 info@cagdassanatmerkezi.com

Dersler

Modern Dans Kursumuz


     Bazı insanların iletişim şekli dans etmektir. Anlatmak istedikleriniz mi var? O zaman dans edin. Sahneye çıkın ve sadece içinizden geleni ortaya çıkarın. Çünkü modern dans balenin sabit hareket ve formlarının aksine vücudun doğal hareketlerini kullanan bir dans türüdür. Pek tabii bütün sanat dalları gibi modern dansın da teknik kısımları, kuralları ve ekolleri vardır. Yoğun bedensel hareketleriyle de vücut disiplini kazandırır. Günlük hayatta ulaşamadığımız kaslar çalışarak,  bize güzel bir denge ve duruş kazandırır.

     Modern dans derslerimiz haftada 1 gün 1 buçuk saat olup çocuk, genç ve yetişkin gruplarımız mevcuttur.

 

MODERN DANSIN TARİHÇESİ

Modern Dans 20. yüzyılın başında klasik balenin tam olarak kök salmadığı ABD ve Almanya'da gelişmiş bir dans formudur. Bu dönemde Batı'nın girdiği derin bunalımın sonucunda, kendini yeniden tanımlama arayışı -ABD ve Almanya bağlamında- dans alanında yeni bir anlatım formu olan modern dansın doğuşuyla sonuçlanmıştır. Modern dans bu dönemde baştan başa Batı dünyasının teatral dansının da doğasını değiştirmiştir. Bunun yanında modern dans kökleşmiş akademik gelenekleri kullanmayı reddederek, bütün dansların  kaynaklarından doğrudan kesitler almıştır. Bu yolla modern dansın öncüleri, Avrupa'da Rönesans'tan beri gelişen klasik akademik dansa başkaldırarak, 20. yüzyıl Avrupasında kendilerine saygın bir yer edinmişlerdir.

Klasik bale özellikle Fransa,  İngiltere ve Çarlık Rusyasında gösterdiği gelişmeye rağmen Almanya'da fazla  yaygınlaşmamıştır. Amerikan toplumu ise sanatsal bir form olarak klasik bale ile ciddi anlamda ancak 20. yüzyılın başında Avrupalı klasik bale gruplarının turneleriyle tanışmıştır. Amerikan balesinin standartları nispeten Rus klasik bale dansçısı Anna Pavlova'nın bu ülkeye gelmesiyle yükselebilmiştir. Dolayısıyla bu ortamda ABD ve Almanya'da yeni ve akademik olmayan bir dans formunun kabul görmesi diğer Avrupa ülkelerine göre çok daha kolay olmuştur; bu toplumlar modern dansı belirgin bir ilgiyle karşılamışlardır.

Modern Dans ve Modernizm

Yeni bir sahne formu olarak modern dans büyük oranda Batı kaynaklı modernizm ile ilintilidir. Modernizmin temeli ise Aydınlanma hareketi ile ilişkilendirilmektedir. Aydınlanma 17. ve 18. yüzyıllarda feodal toplum yapısına ve dinsel dünya görüşüne karşı, tarih sahnesine yeni çıkan bir sınıf olan burjuvazinin yönettiği bir harekettir. Aydınlanma, metafiziğe dayalı dünya görüşüne karşı bir başkaldırıyı da içermektedir. Aydınlanma hareketi insanlığın eleştirel akıl yolu ile batıl ve dinsel olandan kurtulmayı hedeflemiştir. Böylece insan kendi özgür iradesiyle hareket imkanına kavuşmuştur.

Rönesans'la birlikte ivme kazanan iktisadi ve teknolojik gelişme Avrupa anakarasında  toplumsal (Fransız İhtilali, sanayileşmenin hızlanışı) ve kültürel (din, bilim ve sanatın birbirinden ayrışması süreci) hayatta köklü dönüşümlere sebep olmuştur. Bütün bunlar modernite projesinin oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Modernleşme kavramı aynı zamanda toplumsal düzlemde var olan kurum, fikir ve örgütlenmelerin sorgulanmasıyla ilişkilendirilmiştir.

Modernizmle birlikte oluşan yaşam tarzı, Batı'yı daha önce hiç olmadığı kadar geleneksel  toplum düzenlerinin tümünden koparmıştır. Bir aydınlanma projesi olarak modernizm doğrusal bir ilerleme anlayışı üzerine temellenir. Başlıca unsurları ise ulus-devlet, kapitalizm, teknoloji, ussallık ve bilimsel bilgi olarak sıralanabilir. 

Bütüncül bir proje olarak modernizmin sanattaki yansıması 20. yüzyıl başında Avrupa'da ardı ardına ortaya çıkan akımlar oluşturmuştur. Tarihsel avantgarde olarak nitelenen Dışavurumculuk, Dada, Gerçeküstücülük ve Bauhaus gibi akımlar modernizmin doruk aşamasını teşkil etmektedirler.(1)

Dansta  modernizm ise Isadora Duncan, Loie Fuller ve Ruth St. Denis gibi öncü koreograf ve dansçının kendi bireysel düşünce ve ifadelerini akademik biçimin reddi üzerine kurmasıyla ilişkilendirilmektedir. Sally Banes, modern dansın tutkusunun ilkel (primitivist) ve modernist olduğunu belirterek, şöyle devam etmektedir: Yerçekimi, uyumsuzluk ve vücudun güçlü yataylığı, koreografların bir gözlerini gelecekte tutarken diğerleriyle batıya özgü olmayan kültürlerin ritüel danslarından seçmeler yaptıkları gibi, modern yaşamın keskinliklerini tanımlamak anlamına gelirdi.


20. yüzyılın başında Alman ve Amerikalı dans öncüleri birbirinden bağımsız olarak yeni dans formu arayışlarına girmişlerdir. Bu iki gelenek aynı zamanda karşılıklı ilişkiye de geçmiştir.  1900'lerin başında Isadora Duncan ve Ruth St. Denis'in Almanya'da sahneye çıkmaları, bu ülkede büyük etki yaratmıştır. Bu sanatçılar iki kıta arasında köprü görevi görmüşlerdir. İki geleneğin kesişmesi sonucunda Almanya'da modern dansın yorumu olan dışavurumcu dans hareketi (German Dance veya Ausdruckstanz-Anlatım Dansı olarak da adlandırılır) yaygınlık kazanmıştır. Manning, Alman ve Amerikan kökenli  modern dans gelenekleri hakkında şu yorumu  yapmaktadır: Isadora Duncan, Mary Wigman, Kurt Jooss ve Martha Graham gibi koreograflar farklı bir tarz geliştirmelerine rağmen hareketin biçimsel değerlerini, toplumsal bağlamından ayırmayı reddetme konusunda birleşiyorlardı. Aslında modern dans, Almanya ve Amerika'da yalnızca kendine-yeterli bir ifade aracı olarak değil, aynı zamanda egemen toplumsal değerleri yıkmak ve belki de dönüştürmek amacıyla doğdu. Ama ister ütopik ister yüzleştirici olsun modern dans, Amerika ve Almanya'da toplumsal misyonunu biçimsel misyonu kadar önemsedi.

Modern Dansın Tarihsel Kökleri 

Modern dans özgün bir form olarak klasik baleye karşı gelişiminde argüman olarak yeni hareket  formlarına ihtiyaç duymuştur. Bu anlamda önemli bir kaynak da Doğu'nun yoğun olarak dansı barındıran, simgesel anlatımlı, gelişmiş ve karmaşık bir dil ortaya koyan gösterimi oluşturmuştur. Doğu sahne gösteri sanatlarında,

Batı sahne gösteriminde yaşanan dinsel olanla bağların ayrışması durumu henüz gerçekleşmemiştir. Bütün Doğu dramları tinsellikle olan bağlarını koruyarak günümüze kadar gelmişlerdir.  Barın'a göre, ressam ve müzisyenler için  İtalya'dan esinlenmek ne denli önemliyse, yirminci yüzyıl dans dünyası için Doğu'dan esinlenmek de bir o kadar önemlidir. Bu anlamda Barba'nın da temel olarak ifade ettiği gibi Doğu ve Batı kültürleri arasında baştan çıkarma, taklit ve alışveriş karşılıklı olagelmiştir.

Doğu'lu dansçılar genellikle çıplak ayakla ve dizleri bükük bir şekilde dans ederler. Bu durum modern dans ile benzerlik taşıyan en önemli özelliklerden biridir. Klasik bale tekniğine tepki olarak dizlerin yaygın olarak bükük kullanımı ve çıplak ayakla dans, modern dansın ortaya çıkışında ayırt edici bir nokta teşkil etmiştir. Bunun yanında bir diğer ortaklık ise bedenin yerle olan ilişkisi ve düşme-kalkma biçimlerinde de gözlenmektedir.

Amerikan modern dans öncüleri arasında Doğu kültürü ve gösteri sanatlarından en fazla yaralanan ve etkilenen dansçılardan biri Ruth St. Denis olmuştur. St. Denis sıradan Amerikan seyircisine, kendi maneviyatını besleyen Doğu'nun egzotik çekiciliğini sunmuştur. Doğu kültürünü kendi konum ve dansını yaratmada önemli bir unsur olarak kullanan St. Denis, ilk dönem eserleriyle aynı zamanda Amerika'da gelişen Oryantalist söylemin de bir parçası konumuna gelmiştir. Bu dönemde sahnelerde Doğu'dan esinle bu tür danslara büyük ilgi gösterilmiştir. St. Denis'in özellikle Hint dansı ve dinine olan ilgisiyle birlikte geliştirdiği koreografileri Amerika'da Doğu'ya ve olan ilgiye paralel olarak gelişmiştir. St. Denis'in Amerika'nın bir çok yerine gerçekleştirdiği turneler ile ilk kez modern dans ve Hint dansı ile tanışan halk kitleleri, sunulan temsilin gerçek Doğu'yu temsil ettiğini tasavvur etmişlerdir.

St. Denis'in yaratılarındaki Doğu öğesinden beslenen kostüm ve efektler seyirciyi büyüleyerek onun Oryantalist tutkusunun görünümünü sunmuştur. Bu durum böylece Amerikan toplumunda zaman içinde toplumsal belleğe yerleşen Doğu dansına ait tasavvurların gerçek tasavvurlar olarak algılanması ve yeniden üretilmesine olanak sağlamıştır. St. Denis,  Amerikalı bir kadın olarak dansında, Doğu kültürünün dünyevi yanından çok mistik yönünün yorumlanmasıyla ilgilenmiş ve kendi dansçı ve performansçı kişiliğini bu yolla geliştirmiştir. 

Başlangıçta Denishawn topluluğunun dansçılarından biri olan ve daha sonra kendi topluluğunu kuran ikinci nesil modern dansçılardan Martha Graham da, geliştirdiği kasılma (contraction) ve gevşeme (release) tekniğinin yanı sıra hareket üretiminde Doğu dansı ve kültüründen yararlanmıştır. Susan Au'ya göre kasılma (contraction) hareketi dansçıyı kendi merkezine odaklar ve bu korkunun, üzüntünün, geri çekilmenin veya içe dönmenin iması olarak kullanılır.(10) Bunun yanında Graham doğadan esinle, tekniğinde spiral gibi hareketlerin yanında, Delsarte prensiplerinden de yararlanarak gerilim (tension) ve rahatlama (relaxation) gibi ifadeleri kendi hareket tarzına uyarlamıştır.

Graham'ın dans tarzının ilk evreleri açıkça St. Denis'in Oryantalist  öğeler barındıran çalışmalarından etkilenmiştir. Graham ışık tasarımı, sahne, kostüm ve dekor kullanımında St. Denis'ten çok şey öğrenmiştir. Doğu danslarının yerle olan ilişkisini kendi adıyla anılan dışavurumcu ve öykücü anlatım tekniğine yerleştiren Graham, aynı zamanda beyaz olmayan dansçılarla çalışan ilk koreograflardan biridir. Graham aynı zamda sahne tasarımında yalın ve simgesel dekorlar kullanmıştır. O, Amerikalı-Japon sahne tasarımcısı IsamuNoguchi ile uzun yıllar çalışma fırsatı bulmuş ve Nogushi'nin onun için gerçekleştirdiği dekorlar anlatımı güçlendirerek koreografiye asal unsur olarak katılmıştır.

Doğu'ya olan bu ilgi sonucunda Batı'da modern dansın doğuşuna tanıklık eden ve bu dansın asal öğelerine Batılı olmayan, farklı kültürlerin mayasını aşılayan öncüleri dansın doğasını baştan aşağıya değiştirmişlerdir. 20. yüzyılın başında yoğun olarak yaşanan bu etkileşim sürecine benzer bir şekilde 1960 sonrasında da görülmüştür. Batı toplumunda yaşanan her tarihsel krizin sonucunda yöneliş her defasında kendi dışına doğru olmuştur. Bu dönemde Sömürgeciliğin gerilemesi ve hızlanan iletişim ve dolayısıyla insan ilişkileri sonucunda Doğu kültürüne olan ilgi yeniden artmıştır. Bunun yanında giderek daha fazla sayıda sanatçı Doğu'yu bizzat deneyimleme şansını yakalamıştır. 20. yüzyılın modern dans öncülerinin açtığı yol günümüzde dans alanında tüm kültürel yapı ve pratiklerinin iç içe geçtiği bir ortamın doğması açısından da önemli bir rol oynamıştır.

 

Ankara / Kızılay' da yer alan Modern Dans Kursu Hakkında
Detaylı Bilgi İçin Bizimle İletişime Geçiniz.