+90 312 425 17 51 +90 532 717 63 96 info@cagdassanatmerkezi.com

Dersler

Ney Kursumuz


     Derslerde titiz bir şekilde ney eğitimi vermenin yanında müziği sevdirmeyi de önemsiyoruz. Biliyoruz ki severek yapılan şeyler insanı geliştirir. Bu gelişim sürecinizde size yol gösterici olmak, ilk adımınız için cesaret vermek, bilgi ve ilginiz için kaynak ve fırsat sağlamak ve nihayetinde mutlu kılmak bizi de mutlu eder. Ney derslerimiz her yaştan müziksevere açıktır.

      Derslerimiz, öğretmenle bire bir özel ders şeklinde olup, hafta da 1 gün 1 saattir.

 

 

NEYİN TARİHÇESİ

Ney’in tarihçesi araştırıldığında, bilinen en eski nefesli enstrümanlardan olduğu karşımıza çıkmaktadır. Kamıştan yapılmış müzik aletlerinin en eski örneklerine Mezopotamya’daki kazılarda rastlanmıştır. Sümerler yukarıdan aşağıya doğru üfleyerek çalınan kamış boruları ‘ka-gı’, ‘tigi’, ‘ni’, ‘na’ gibi kelimelerle ifade etmişlerdir. Dilli borulara Sümerce’de ‘nâ’ ismi verildiğine göre nây kelimesinin bu isimden geldiği söylenebilir. Anadolu’nun birçok yerinde kamı­şa ‘kargı’ denildiği göz önüne alındığında ‘ka-gı’ kelimesinin de ney’in yapıldığı kamış bitkisiyle olan benzerliğinden söz edilebilir. Eskiçağlardan bu yana Doğu’da kamıştan yapılan dilsiz sazlar için ney kelimesi kullanılagelmiştir. Uygurlar dönemine ait Turfan ve Hoço kazılarında bulunan bazı resimlerde dikey ve yatay tutuş şekilleriyle ney benzeri üflemeli çalgılar çalan insan figürlerine rastlanmıştır. Mısırlılar ve İbraniler’den kalan çeşitli kabartma ve oyma resimlerle fresklerde de ney benzeri bazı sazları görmek mümkündür. Ayrıca eski Mısır’da Nil nehri deltasında bolca rastlanan kamışın müzik aleti olarak kullanıldığı yine taş kabartmalarda görülmektedir.

Ney’i ilk defa Mezopotamya’da Sümerler kullanmıştır. Sümer toplumunda M.Ö. 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, M.Ö. 3000-2800 yıllarından kalan, bugün Amerika’da Philadelphia Üniversitesi Müzesi’nde sergilenen ney’dir. Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır.

Ney’in bir başka formu ise M.Ö. 1249’lu yıllarda Çin’de kullanılan çift borulu bir düdük şeklindedir. Günümüzde ise bu çalgı halen Türkistan dolaylarında kullanılmaktadır.

 

Neyzen Kimdir? Semâzen Kime Denir?

Farsça’da ‘nâ’ veya ‘nây’ kamış anlamına gelmektedir ve bugün kullandığımız ‘ney’ kelimesi adını buradan almıştır. Ney üfleyene ‘nâyî’ (neyzen), neyzenler topluluğunun başına da semâyî (semâzen) denir. Ney üfleyen anlamına gelen neyzen kelimesinin kökleri ise Farsça’ya dayanmaktadır. Farsça çalan, icra eden anlamına gelen ‘zeden’ sözcüğü ek alarak ‘neyze’ ye dönüşmüş, zaman içerisinde de dilimize yerleşmiş olan ‘neyzen’ kelimesine evrilmiştir. Ney üfleyenler için Arapça’dan gelen ‘nâyî’ kelimesi de kullanılmaktadır.

 

Musiki Tarihinde Ney

Musiki tarihinde ney kelimesinin geçtiği en eski kaynaklardan biri Ya’kub b. İshak el-Kindî’nin (ö. 252/866) Kitâbü’l-Muşavvitâti’l-veteriyyeminzâti’l-veteri’lvahid ila zâti’l-veteri’l-aşreti’l-evtâr adlı risalesi olup burada ney, ‘nây-ı Rûmiale’z-zıkk’ (Rum ülkesinde yaşayanların keseli neyi) adıyla kaydedilmiştir. Bu da ‘torbalı mizmar’ (gayda, tulum) ismiyle tanınan sazdır (mizmar, nefes borusu, ses organı anlamındadır). Tulumun ucundaki kamış kısmına da ney isminin verildiği kaynaklarda belirtilmektedir. Kavimler Göçü’nden çok eski zamanlardan kalan, Runik harflerin aslının henüz anlaşıldığı; Proto Türk Yazıtları zamanından kaldığı düşünülen kültür izleri gibi miras kalmış olan, çok az kültürel ögelerin devamı olarak ise, bugünkü Romanya’da nayu olarak adlandırılır.

İbnSîna, Kitâbü’ş-Şifâ adlı eserinde Arapça’da kamıştan yapılmış aletlerin ortak adı olan ‘yerâa’ kelimesiyle içine nefes üflenerek çalınan ney sazından ve surnây çeşidinden söz etmektedir. Safiyyüddin el-Urmevî, er-Risâletü’ş-Şerefiyye‘sinde ney konusunda açıklayıcı bilgiler vermiştir. Urmevî, Farabî’nin, bir cismin diğerine vuruş şiddeti ne kadar kuvvetli ise sesin o kadar tiz, ne kadar zayıfsa sesin o kadar pes olacağı yönündeki görüşünü eleştirirken nefesli sazlar dışında tek tele yapılan vuruşun şiddetli yahut hafif olmasının tizliği veya pestliği etkilemediğini, fakat kamıştan yapılmış nefesli aletlerde deliklere kuvvetli veya hafif üfleyişle tiz veya pest seslerin elde edilebileceğini söyleyerek neydeki delikler arasındaki mesafe ile üflenen kısımla delikler arasındaki mesafenin uzun veya kısa olmasının ve kamıştaki iç boşluğun geniş veya dar olmasının pestlik yahut tizliğin sebebi olduğunu anlatmış, ayrıca kamıştan yapılan sekiz delikli bir sazdan bahsetmiştir.

Abdülkadir-i Merâgî, Makâsıdu’l-Elhân‘danây adı altında şu nefesli aletleri sıralamaktadır: Nây, nây-ı balaban, nây-ı sefîd, nây-ı çâvur, zemr-i siyeh-nây, nây-ı hiyk, surnâ (surnây). Câmiu’l-Elhân‘da ise bu sazlar hakkında açıklayıcı bilgiler verir. Kırşehirli Nizameddin oğlu Yusuf Dede’nin Risale-i İlm-i Musiki adlı eserinde ney’in öğretiminden ve yapısından söz edilmiş, Seydî’nin el-Matla‘ında yine ney’in perde isimleri ve üflenişiyle ilgili bilgiler yer almıştır. Abdülbaki Nasır Dede’nin Tedkîk u Tahkîk adlı eserinde ses sistemi ney’in deliklerinden çıkan seslerle izah edilmiştir. Matbu Haşim Bey Mecmuası‘nda da ney’in şekli üzerinde deliklerinden çıkan seslerin isimleri olan perdeler kaydedilmiştir. Rauf Yekta Bey’in Türk Musikisi adlı eserinde ney hakkında verdiği bilgiler şu şekilde özetlenebilir: Ney bir kamış olmasına rağmen nefesli sazların en gelişmişidir. Ses rengi ve armoniklerinin zenginliği dikkat çekicidir. Nefes kuvveti ve dudak hareketleriyle her notanın beşlisi ve üst üste gelen iki sekizlisi elde edilebilir. Halbuki Batı flütlerinde aynı usulle ana sesin iki sekizlisi veya bir ara sesi meydana getirilebilir.

Eski Türklerde Ney

Eski Türkler tarafından da, askeri ve dinsel etkinliklerde ney’e benzeyen enstrümanların kullanıldığı, Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugatü’t-Türk adlı eserinde yer almaktadır. Buna göre ney’in Sagu denilen, erler için düzenlenen, ölüm, erdem ve acıları anlatan törenlerde kullanıldığını aktarmıştır.

Mısırlı tarihçiler ise ney’in tarihçesini, ölümsüz yaşam için diriliş Tanrısı olarak bilinen Osiris’e dayandırırlar. Bu bölgede ney’in doğru tutularak üflenenine ‘Mam’, eğri tutularak üflenen formuna ise ‘Sebi’ adını vermişlerdir.

 

Ankara / Kızılay' da yer alan Ney Kursu Hakkında
Detaylı Bilgi İçin Bizimle İletişime Geçiniz.